Tuesday, 27 October 2009




“ Dost senin yüzünden özge
  Ben kıble-i can bilmezem
           
  Ben şu zerrak sufilerden
  Gayrı bir şeytan bilmezem
  Bu Adem dedikleri
  El ayakla baş değil
  Adem manaya derler
  Suret ile kaş değil”

                       Kaygusuz Abdal

Monday, 26 October 2009

uzun kirpikli, kara gözlü adam,
gölgesiyle yürüyen adam,
yanımda.
bakışları uzaklarda, düşünceli,
yaşamın kendisine kimi zaman sürpriz bir şekilde
verdiği hediyelerle gönlü şükran dolu,
hayal kurmaktan korkmayan,
uzun kirpikli, kara gözlü adam,
gölgesiyle yanımda.

Thursday, 1 October 2009







kalp yumuşadı.
sanki görünmez bir el
onu avucunun içine aldı.

sıradanlığın sertleştirmiş olduğu kalbi
avucunun içine aldı,
sıktı, sıktı, sıktı, 
ta ki yumuşayana kadar,
ta ki gözünden yaşlar akıtana kadar.
sıktı, sıktı ve tekrar sıktı
sonra gözleri berraklaştı kalbin,
bulanıklık dağılır gibi oldu.

Monday, 28 September 2009

bu koca deniz bir dünya
ben içerisinde bir damla
ben deniz ben damla

Wednesday, 23 September 2009


toprak
kan, uğursuz
en güzel meyvem, en güzel yemişim
toprak,
yuvam.
insan
kan, uğursuz
sevdiğim, saydığım.
insan,
toprak,
kan,
uğursuz

Sunday, 20 September 2009

dünyanın tüm sabahları bir olmuşlar
günü aydınlatmak için
yeryüzü bütün çiçeklerini sermiş ortaya
cennetine davet etmekte
ademoğlu
sırtında bohça
nereden?
nereye?